"Aman Kaptan" ı kurma sebebim sportif anlamda artık belli başlı kaynakların daha iyi yönetilmesi gerektiğine olan inancımdan kaynaklanıyor. Şu anda Türkiye'de belli sporları daha iyi seviyede yapmamızı sağlayabilecek kadar maddi kaynak ve bu işlere enerjisini vermeye hazır kararlı amatör sporcu adayları var ama bu organizasyonu yapabilecek ve hakkıyla yönetebilecek emekçi-yönetici sayısında büyük bir kısırlık var. Benim amacım buradaki boşluğu doldurmak.
ilkokula başladığı ilk günden beridir sporun içinde olan birisi olarak Türkiye'de amatör sporculuğun yirmi yıllık seyrinin bir fotoğrafını çekmek istiyorum;
90'lı yılların başında Galatasaray Spor Kulübü'nde yüzüyordum. O yıllar Marmara Denizi'nin en kirli olduğu yıllardı. Havuzumuz Fenerbahçe Burnu'ndaydı ve su denizden çekilir, bir takım filtrelerden geçirilip yoğun şekilde klorlandıktan sonra havuza verilirdi. Su çekilen bölgenin 200 metre ilerisinde denize lağım akardı. Filtreleme ve ilaçlama sayesinde suda mikrop kalmıyor olacaktı ki hiçbir sporcunun hastaladnığını hatırlamıyorum. Fakat suyun o tuzlu-acı tadını unutmam mümkün değil. O günün şartlarında daha iyisi olamazdı. İstanbul Yüzme İhtisas ya da Adalar sporcuları da aynı şartlarda idman yapıyorlardı.
Yine aynı dönemde, İstanbul'un ortasında nispeten iyi bir devlet okulunda okumuş olmama rağmen "imkansızlıklar" hakkında düşündüğüm zaman hatırladığım bazı şeylere gerçekten de inanamıyorum. Mesela kırılan bir okul potasının 3-4 hafta, hatta daha da uzun bir süre değiştirilmediğiin hatırlıyorum çünkü o çemberi alacak, değiştirtecek parası yoktu okulun. Birisi çıkıp da parayı cebinden vermediği sürece yapılmazdı o pota.
Bu hikayelerden bahsettiğim zaman kendimi çok yaşlı hissediyorum. Sanki dedem anlatıyor da ben dinliyormuşum gibi geliyor. Ama henüz 34 yayşındayım ve bunlar en fazla 20 senelik hikayeler ve maalesef doğrular.
Bugünlere geldiğimizde ise artık bazı şeylerin kökten değiştiğini görüyoruz. Bu bahsettiklerimden tamamen bihaber bir nesil yetişiyor. Örnek olarak Mayıs 2012 tarihinde o dönem mensubu olduğum Koç Holding'in şirketler arası yüzme yarışlarına katılmak için Maltepe Üniversitesi spor tesislerine gittim. Gördüklerim gerçekten de beni hayrete düşürdü çünkü işlerimin yoğunluğu sebebiyle uzun süredir spordan uzak kalmıştım ve bu arada yapılan tesislerden haberim yoktu. Çok büyük, kapalı bir spor salanı inşa edilmişti ve aynı dam altında hem birinci sınıf bir olimpik havuz hem de basket salonu vardı. Ne yalan söyleyeyim orada okuyan çocukları kıskanmıyor değilim ama esas olarak onlar için çok mutluyum.
Maltepe Üniversitesi'ni yakın zamanda yaşadığım bir örnek olarak verdim, örnekler arttırılabilir. Mesela Galatasaray artık çok modern bir havuz olan Burhab Felek tesislerinde çalışıyor. Ben sporcu olduğum yıllarda takımı olmayan Fenerbahçe artık milli takımın yarısına sporcu veren çok güzel bir tesise sahip. Bunların dışında belediyelerinde havuz yatırımlar var ve daha çok sporcu bu tesislerden faydalanma şansı buluyor.
Fakat burada hala çözülmemiş sorunlar var. Mesela sporcu sayısındaki ve tesislerdeki artış sayısına rağmen uluslararası yarışmalarda hiçbir atılılımız yok. Bunun sebebinin yapılan yatırımları iyi yönetememek olduğunu düşünüyorum. Kurduğum firma ile yapmak istediğim en önemli iş de her yaşta gelişime açık bir spor olan Yelkencilikte sponsor ve sporcuyu bir araya getirmek ve bu ilişkiyi en iyi şekilde yönetip verimliliği arttırmak. İnsanların hafta sonlarında yelkenciliğe tango kursuna gider gibi, çikolata atölyesine gider gibi gitmemeleri, ofiste büyük sıkıntılarla çalıştıktan sonra denize açılıp hem ferahlamalar hem de amatör sporcu olarak yetişmeleri. Elele verdiğimiz taktirde başarılı olabileceğimize inancım tam.
Mesele bundan ibaret.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder